Lojistik Trendleri – Lojistiğin Geleceği

Lojistik trendleri nelerdir, lojistik nereye gidiyor  sorgulamadan önce birkaç bilgiye göz atmakta fayda var. 50 yıl önce, 1970’li yıllarda dünya nüfusu üç buçuk ile 4 milyar civarındaydı. 2000 yılında dünyamızın nüfusu 6 milyarı geçti. 2020 yılında ise 8 milyara yaklaşan bir dünya nüfusuyla karşı karşıyayız. Nüfus artışı da sadece daha fazla talep ve daha fazla üretim anlamına gelmiyor. Atalarının alışkanlıklarından farklı bir hayat tarzına sahip olan günümüz insanı kendi ülkesinde ve hatta kendi kıtasında olmayan ürünleri de istiyor. Bu durum da lojistiğin insan nüfusuna paralel olarak büyümesi demek.

LOJİSTİK TRENDLERİ

Sektörün yönünü belirleyen 2 temel akımdan bahsedebiliriz. Bunlar; tekonolojik gelişmeler ve sürdürülebilirlik konusundaki endişeler. Bu iki kavram günümüz iş dünyasını şekillendirmeye devam ediyor. Mikro değişimlere geçmeden önce bu iki kavrama genel hatlarıyla bakalım.

TEKNOLOJİ
Lojistik trendlerini belirleyen başlıca etken tabi ki IoT, 5G, AI ve bulut gibi teknolojik gelişmeler. İlk olarak, IoT’nin kullanım maliyetinin düşmesi her ölçekte kurum için bu teknolojiyi ulaşılabilir kılmaya başladı. Araçların insanlarla konuşması zaten uzun yıllardır lojistik sektöründe hayatımızda olan ve planlamalarımızı kolaylaştıran bir gelişmeydi. IoT ise bu diyaloğu bir sonraki seviyeye taşıyarak araçların diğer sistemlerimizle konuşarak birbirinden haberdar olmasını sağlıyor ve sağlayacak. Arızasının nerede olduğunu, tamir için hangi yedek parçaya ihtiyaç olduğunu bildiren bir araç düşünün. Seferden dönerken araç bakım departmanına bu konuda bildirimde bulunarak stokta olmayan ürünün sipariş edilmesini sağlayabilir ve bu sayede zaman kaybetmeden bir sonraki seferine çıkabilir.

Bulut depolama ve big data analizi sayesinde işlerimizi daha fazla optimize etme şansı yakalıyoruz. Sadece optimum rota, en az yakıt kullanımı değil, arızaların öngörülmesi, önleyici bakımların yapılması, optimum bakım kilometresinin belirlenmesi gibi bir çok konu için veriyi tutmamızı, analiz etmemizi ve aksiyon almamızı sağlıyor. Aynı zamanda CRM ve pazarlama alanında da yardımcı oluyor. Mevcut müşterilerimizi daha fazla mutlu ederken, potansiyel müşterilerimizi mevcut müşterilere çevirebiliyoruz.

Son olarak da PWC’nin “Shifting patterns- The future of the logistics industry” raporundan bir cümle bırakalım;

“Başarı için bir ön koşul “dijital uygunluk” olacak: Kazananlar, veri analizinden otomasyona ve platform çözümlerine kadar bir dizi yeni teknolojiden nasıl yararlanılacağını anlayanlar olacak.”

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Herkesin tahmin edebileceği gibi en önemli lojistik trendlerinden birisi tabi ki sürdürülebilirlik. Özellikle yeni kuşağın iklim değişikliğine karşı tutumu bütün markaları sürdürülebilirlik konusunda adımlar atmaya teşvik ediyor. Sosyal baskının yanı sıra da özellikle gelişmiş ülkelerdeki kanun koyucuların politikaları bazı adımların atılmasını zorunlu kılıyor.

2015’te Paris’te yapılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi dünyadaki birçok ülke tarafından imzalandı. Avrupa Birliği de sera gazı salınımını düşürücü önlemler almaya devam ediyor. Hedef 2030’a kadar karbon emisyonunu %40 azaltmak. Bu hedefin tutturulması tabi ki lojistik firmalarını da etkileyen düzenlemelerin yapılması anlamına geliyor. İşte bazı ülkelerin fosil yakıt tüketimiyle ilgili aldığı kararlar;

İngiltere’de hibrit dahil fosil yakıtla çalışan tüm araçların satışı 2035’te sona erecek. 2050 hedefi ise tüm araçlarda “0” emisyon,
İrlanda petrol ve dizelle çalışan otomobilleri 2030’dan itibaren yasaklama kararı aldı,
Norveç Parlamentosu, 2025 yılına kadar tüm araçların sıfır emisyon olması konusunda bir hedef koydu,
Fransa, fosil yakıtla çalışan araçların satışını 2040’a kadar yasaklamayı planlıyor.
Dünyanın en büyük karbon emisyonu üreticisi ülkeleri Çin ve Hindistan. Bu ülkeler de fosil yakıt kullanımıyla ilgili ciddi önlemler alacaklarını açıklayan ülkeler arasında yer alıyor.

Özellikle uluslararası taşımacılık yapan firmaların, ticaret yaptıkları ülkelerin kanun değişikliklerini yakından takip etmesi gerekiyor. Lojistik faaliyetlerimizin karbon emisyonu düşürmek için tren yolu kullanımını artırmayı düşünebiliriz.

Bu arada lojistiği sadece çevre boyutunu ele alarak değerlendirmemekte de fayda var. Firmanın ekonomik sürdürülebilirliği, personelin eğitiminin sürdürülebilirliği ve sosyal sürdürülebilirlik kavramları da çevre sürdürülebilirliği kadar önemli.

LOJİSTİK TRENDLERİ – GELECEKTE LOJİSTİK

İŞBİRLİĞİNE DAYALI OPERASYON MODELLERİ
Önümüzdeki yıllarda lojistik firmaları karlılıklarını artırarak, ayakta kalabilmek için, diğer sektörlerde de olduğu gibi, işbirliklerini artıracaklar. Yeni teknolojiler, daha yüksek verimlilik için işbirliğine dayalı operasyon modellerine olanak sağlıyor. Her büyüklükteki firma artık bu tür işbirliklerinden yararlanabiliyor.

DEĞİŞEN MÜŞTERİ BEKLENTİLERİ
Lojistik trendlerinden bir diğeri ise değişen müşteri beklentilerinin yönetilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Müşterimizin beklentileri arasında daha hızlı, daha esnek, daha verimli, takip edilebilir bir lojistik hizmeti olduğunu görebiliyoruz. Bunun yanı sıra müşteriler firmaların daha şeffaf olmalarını da bekliyorlar. Gelişen teknoloji de müşterilerimizin bu isteklerini karşılamamıza yardım ediyor. Yüklerin an ve an nerede oldukları takip edilebiliyor. Hatta, aracın nerede ne kadar durduğu ve tahmini varış süresi birçok farklı yazılımla takip edilebiliyor. Müşterileri de bu yazılımlara entegre etmek, karşılıklı güvenin artması açısından faydalı olacaktır.

START-UP’LARIN GÜCÜ
Sektörü şekillendiren bir diğer konu da sektöre yeni girişler olacak. Hem müşteri hem de tedarikçi olarak sektörde yer alacak olan start-up firmaları, sektörün dinamiklerini yeniden belirleyebilir. Yeni teknolojiyle sisteme giren bu firmalar, eski, hantal lojistik firmaları için büyük tehlike oluşturuyor. Teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar yararlanan bu firmalar müşterilere daha hızlı, daha ucuz ve takip edilebilir sistemler sunuyorlar. Müşteri ayağında ise, start-up’lar kendi teknolojik altyapılarına uyum sağlayabilen firmaları tercih ediyorlar. Bu nedenle; şu anda hacimleri küçük olsa bile, start-up’ların büyüme ivmelerinin bir anda katlanabileceğini göz önünde bulundurmakta fayda var.

Sektörle ilgili raporlara göz attığımızda ve öncü firmaların gelecek projelerine baktığımızda lojistik trendleri ve lojistiğin geleceği konusunda temel katalizörün teknoloji olduğu ve sürdürülebilirliğin en önemli meselelerin başında geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla, her şirket kendi gelecek planını yaparken bu gelişmelerden nasıl etkileneceğini, dahası mevcut ve potansiyel müşterilerinin bu gelişmeler karşısındaki tutumunu iyi analiz etmeli.

Lojistik Trendleri – Lojistiğin Geleceği